5D Mk2 Devam…

İstanbul’da havalar pek sıkıcı olduğundan 5D Mk2 ile çok fazla deneme yapamadım ama netteki forumlarda epey takip ediyorum. Herhalde hiç bir DSLR bu kadar sert eleştirilmemiş ve (tabi ki) bu kadar göklere çıkarılmamıştır.

Saldırının en ilginci Jim Jannard’ın kendisinden geldi ( tabi bu testin RED’in sahibinden gelmesi düşündürücü :)

Eleştiriler bir kaç başlıkta toplanıyor:

1 - Moire meselesi (Jannard): Bu iddiaya göre Canon 21 MP lik algılayıcıdan 1920*1080 görüntü üretmenin kolay yoluna kaçmış. Normalde kameranın içinde bir video işlemcisi olmalı ve bu işlemci 21 MP lik resmi belli oranda kesip, küçültmeli. Oysa bu yüksek işlemci gücü gerektiriyor. Canon’un tuttuğu yol ise (Bu konuda Canon bir açıklama yapmış değil sadece iddialar bu yönde) algılayıcının altını üstünü atıp. Kalan 16:9 luk resimden de her üçüncü satırı aldığı diğerlerini de attığı yönünde. Bu da sözü edilen moire ve aliasing (merdivenlenme) etkilerine yol açıyor.

2 - Rolling Shutter veya Jellocam Problemleri: Daha önce burada da konuşulmuştu. CMOS algılayıcılar resmi satır satır oluştuyor. Bu nedenle resmin üstüyle altı aslında ayrı zamanlarda oluşturuluyor. Bu da özellikle hızlı hareketlerde resimde bir dalgalanma etkisi yaratıyor.

3 - Auto exposure meselesi. Buna daha önce değinmiştim.

4 - 30 kare/sn den başka seçenek olmaması.

Gelelim cevaplara:

1 - Evet Canon bunu büyük olasılıkla RED cilerin iddia ettiği gibi yapıyor. Bazı “çok ender” durumlarda (özellikle keskinlik ayarı arttırıldıysa) bazı keskin ve ince çizgilerde hafif bir merdivenlenme etkisi oluşuyor. Fakat buna karşılık aşağıdaki örnek (Bu arada kamerayla ilk çektiğimiz şeydi!) incelenebilir. Görüldüğü gibi test çekimlerinde merdivenlenme olabilir ama “gerçek hayatta” herhangi bir sorun yok (alttaki kare yüzde yüz)

5d2a

2 - Jellocam ve Rolling Shutter: Bu konuda test yapmaya bile gerek yok zira 5D Mk2 bir Jellocam dir : ). Aşağıdaki örnekte göreceğiniz gibi karşınıza düz bir duvarın önüne çerçeve koyup sonra da deli gibi sağa sola pan yaparsanız bu etki çok açık şekilde görülüyor. D90 daki kadar vahim olmamakla birlikte elbette (bütün CMOS kameralardaki gibi) 5D Mk2 de de rolling shutter sorunu var fakat ben bu sorunun neden bu kadar önemsendiğini gerçekten anlamıyorum. Normal bir kullanımda fark edilmesi imkansıza yakın…

http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/mvi_0229_mp4.flv http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/mvi_0230_mp4.flv

PS: Ilk videoda 24mm geniş açı,ikincide ise 70 mm de Jellocam etkisi test ediliyor. Tabi 24′de optik distorsiyon nedeniyle etki daha belirgin.

3 - Auto exposure sorunu: Buna daha önce değinmiştim. Tamamen bir saçmalık olduğu çok açık olmakla birlikte yine de biraz uğraşarak kameraya istediğinizi yaptırmak çok da zor değil. Bu konuda başka da yapacak bir şey yok zaten.

4 - 30 kare/sn sorunu: Bu bence en önemli (aslında tek önemli) sorun. En kısa zamanda halledilmesi gerekli.

Sonuç:

Bence Jannard ve diğer eleştirenler haksızlık ediyorlar ve bunu kendileri de biliyorlar. Hatta bence Jannard ciddi şekilde endişeli. Öyle olmasa kendi forumunda böyle bir test çıkarmazdı.

5D Mk2 2700 USD fiyatlı full frame bir DSLR. Bunun yanında (bence) çok çok iyi bir video seçeneği de sunuyor. RED kendi 17.000 dolarlık kamerasında bile 2K çekimde sensoru kesmek (crop) seçeneğine giderken Canon’un 2700 dolarlık 5D Mk2 de resampling ile resmi küçültmesi beklenemezdi.

Forumlarda öyle ileri gidenler var ki bir Canon’a küfür etmedikleri kalmış : ). Üstelik kamerayı eleştirenler de yıllardır Sony’nin 1/3 inchlik Mpeg2 sıkıştırmalı kameralarına 6000 dolar verip, üzerine Letus Extreme gibi saçma sapan aletlere 3000 dolar falan saymaktan geri durmamışlar! Şimdi Canon 21 MP full frame bir kameradan h.264 gibi gayet modern bir codec le pırıl pırıl HD progressive video veriyor ve hala kimseye yaranamıyor :)

Diyebilirsiniz ki “Hoca sen şimdi Canon aldın savunuyorsun!”. Açıkçası ben video özelliği olmasa da 5D Mk2 alacaktım. Video yanında bonus oldu. Yaklaşık 10 günlük deneyimden sonra şunu hala israrla iddia ediyorum:

5D Mk2 özellikle düşük ışıkta (RED de dahil) gördüğüm en iyi video kamera (açık arayla). Jellocam meselesi benim için tamamen önemsiz. Daha önce de bunu konuşmuştuk. Moire ve merdivenlenme de aynı şekilde…

Yani sözün özü: Canon’un istediği paraya karşılık verdiği şey bence hala çok çok iyi. Kusurları yok mu? Tabi ki var ama yine de bence Canon şöyle dese yeridir: Yapabiliyorsanız daha iyisini aynı fiyata yapın bakalım :)

Sonunda 5D Mk2!

http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk2 uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk2 videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var :)

Continue reading ‘Sonunda 5D Mk2!’

HPX 171

171

Araya iş güç, bayram vs. girince bu yazı gecikti. Oysa kamerayı alalı epey olmuştu. Özellikle RED ile çekim yaptığımız akşam HPX 171 de oradaydı.

Panasonic’in orta sınıftaki en gelişmiş kamerası HPX 171 doğal olarak bir önceki model HVX200′ün yenilenmiş hali. Fakat bu defa DV kayıt ünitesi çıkarılmış. Bu da epey iri bir kamera olan HVX200′ün bir miktar zayıflamasını sağlamış. Zaten bu devirde artık kimsenin DV kayıt yapmaya ihtiyacı olmaz sanırım. Böylece geçen sene çıkan kitabımda bahsettiğim dönüşüm tamamen gerçekleşmiş oluyor: Kasete elveda diyoruz!

Garip şekilde HPX 171 aslında bir önce incelediğim HMC 151 ile neredeyse tamamen aynı. Tabi bu modelde daha fazla özellik var ama fiziksel olarak neredeyse aynılar. Hatta kullandıkları mercek ve algılayıcı da aynı. Bu durumu açıkçası üretici firmalar adına biraz vahim buluyorum. Aynı aleti çok az donanım farkıyla ve sadece yazılım özelliklerini arttırarak farklı fiyata satmak bence doğru bir yöntem değil.

Tabi HPX 171′in en önemli üstünlüğü DVCPro HD kullanması. Her ne kadar eski bir codec olsa da sonuç olarak 100 Mbit/s kullanması, 4:2:2 örneklemeyle çalışması, her kareyi sadece kendi içinde (intraframe) sıkıştırması ve kurgu programlarıyla mükemmel uyumluluğu bu codec i diğerlerine göre çok üstün kılıyor. P2 kart kullanımı fiyatı nedeniyle pek onayladığım bir durum değil ama DVCPro HD’nin yüksek veri transfer ihtiyacı bunu gerektiriyor.

Continue reading ‘HPX 171′

Hitler ve Nikon

http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/hitler_rants_about_d3x.flv

Youtube sürekli açılıp kapandığı için kendim host saglamak durumunda kaldım ama yukarıdaki video olağanüstü komik! Nikon’un yeni kamerası D3X’in aşırı yüksek fiyatıyla ilgili bu “taşlama”  fotoğraf sitelerinde son günlerin en popüler videolarından biri.

Fotoğrafçı Kedi!

Uzun zamandır okuduğum en fantastik haber bugun Hürriyet’te karşıma çıktı. Olay kısaca şu: Yanda gördüğünüz harika sarı tekir Cooper’ın sahipleri Michael ve Deirdre Cross kedinin boynuna bir kamera takmışlar ve Cooper bir yıl boyunca fotoğraf çekmiş.

Tabi Hurriyet her zamanki gibi esas bilgiyi vermediği için habere iliştirilmiş tek fotoğraf yoktu. Neyse ki ufak bir Google sorgusuyla ulaşmak mümkün. Sahiplerinin “Collar Camera” (Tasma kamerası) adını verdikleri bu sistemle çekilen fotoğrafları buradan izleyebilirsiniz.

Peki bunda garip olan ne derseniz, linke bakınca göreceğiniz gibi Cooper’in fotograflarının kalitesi Flickr’daki ortalamanın üzerinde :)

Hatta sahibi Michael “Çektiği bazı fotoğraflar benim çektiklerimden iyi” diyerek bu durumu onaylıyor. Tabi bu işin biraz magazin kısmı ama yine de bence deneme ilginç. “Kedi Gözü” adında kısa film çekmiş biri olarak tabi daha da sevdim bu projeyi.

Bravo Cooper!

Kızılay

http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/kizilay32sn000001_mp4_1.flv

Siyah beyaz ve 35 mm ikilisi güzel oluyor. Görüntü yönetmeni Doğan Sarıgüzel

Nikon D3X

Henuz resmi olmasa da Nikon D3X beklendiği şekilde çıktı. 24 MP lik bir D3 olan bu yeni model büyük olasılıkla Sony A900′deki algılayıcıyı kullanıyor. Böylece megapixel yarışında Nikon ve Sony şimdilik Canon’u geçmiş oluyorlar.  Yeni Nikon video seçeneği sunmuyor ama sasirtici olarak 16 bit renk desteği veriyor. Bu da D3X in ürettiği her kare yaklaşık 130 MB olacak demektir…

Ayrıntı burada.

PS: 16 bit renk desteği değil 14 bit renk derinliğinde 16 bit işleme seçeneği sunuyormuş. Ne demekse!!

Quiz: Hangisi Hangisi?

hangisi RED?

Hangisi hangisi?

İlkercanikligil.com’dan büyük yarışma! Yukarıdaki üç kare RED, Panasonic HPX171 ve Sony EX1 ile cekildi. Acaba hangisi hangisi? Cevaplari asagi bekliyoruz. Kazanana ne ödül verileceği belirsiz şimdilik :)

RED Üzerine

http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.flv

RED kamerayı test ettiğimizi söylemiştim. Bir kaç gündür boş vakitlerimde elimdeki bu RED dosyalarıyla oynuyorum. RED ile ilgili genel bir bilgilendirme yapmakta yarar olabilir.

1 - RED nedir?

RED bugüne kadar alıştığımız video kameralardan farklı bir mantıkla çalışıyor. Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle RED bildiğiniz video kameralardan daha büyük bir algılayıcı kullanıyor. Bu da sinema ve fotoğraf makinası merceklerini kullanabilmemizi ve bunlardaki dar alan derinligini elde etmemizi mümkün kılıyor.

Daha da önemlisi RED algılayıcının üzerine düşen görüntüyü HAM VERİ (RAW) olarak kaydediyor. Bu ne demek? Video kameralar rengi elde etmek için genelde 3 algılayıcı kullanırlar ve bu algılayıcıların (Red, Green, Blue) her birinden gelen ham veriyi olduğu gibi kaydetmezler. Veri miktarını düşürebilmek için kameralar bu verileri “işlerler”. Örnek olarak sizin kameraya girdiğiniz beyaz ayarı bu işlemde birinci önemdedir. Kamera yaptığınız seçime göre üç kanaldan gelen bilgileri derler (aslında kodlar) ve bir resim ortaya çıkarır. Bu resim yanlış beyaz ayarıyla oluşturulduysa geri dönüş imkansızdır.

Tek algılayıcı kameralarda aynı işlem Bayer filtresiyle yapılır. Her pikselin önünde bir renk vardır ve böylece algılayıcı kendi içinde üçe bölünmüş olur. Eldeki bu eksik veri “işleme” sırasında tamamlanır ve sonuç resim oluşturulur.

Continue reading ‘RED Üzerine’

İmdat!!!

Biz elimizi RED’e sürdük derken RED yaptı yine yapacağını. Günlerdir beklenen duyurunun ne olduğu sonunda açıklığa kavuştu.

Yeni RED vizyonu şöyle açıklanabilir: Lego yapar gibi kamera yaratabileceksiniz. RED değişik algılayıcılar sunuyor (3K dan 28K ya kadar). Bunlardan size uyanını seçiyor ve istediğiniz gövdeyi, vizörü, LCD yi birleştirip kendi kameranızı ortaya çıkarıyorsunuz. Bu sisteme daha önce açıklandığı gibi genel olarak DSMC (Digital Stills and Motion Camera) adı verilmiş.

Bazı fikirler kağıt üzerinde çok güzel durur ama iş uygulamaya gelince patlar. Aha buraya yazıyorum bu da onlardan biri. 28K nedir bu arada bir tür şaka mı? Yahu daha üretiğiniz 4K lık görüntüleri açmak mümkün değil. 28K neyin nesi?

Hadi diyelim ben yanılıyorum ve bu gerçekten iyi bir fikir. E peki Jannard amca hani 5D mk2 yi mahvedecektin? Senin 5D Mk2 dengi cihazın şu an 12.000 USD (sadece gövde)…

RED benim ve benim gibilerin yapmasını hasretle beklediğimiz tek şeyi yapmayıp onun dışında milyarlarca şey yapmayı seçmiş nedense (sitelerinde 2.251.799.813.685.248 adet değişik kamera ürettiklerini iddia ediyorlar). Yapılması gereken sadece tek bir kameraydı oysa: Full frame 2K veya 3K çekebilen 5000 dolar altı, küçük bir kamera! Evet inanması güç ama bu yeni sistemde böyle bir kamera yok.

Ne diyelim? Hayırlı olsun. Ayrıntı burada.